top of page
EN Co-funded by the EU_POS.jpg

İşaret Dili Hakkındaki Yaygın Yanlış Anlamalar

İşaret dilleri dünyanın her yerinde aynıdır.

Bu yanlıştır! Her ülkenin, kendine özgü kelime dağarcığı ve dil bilgisi kuralları bulunan farklı bir işaret dili vardır. Farklı ülkelerden sağır bireylerin birbirlerinin işaret dillerini anlamaları kolay değildir.

İşiten bir kişi belirli bir ülkenin işaret dilini öğrenirse, başka bir ülkede kullanılan işaret dilini kolayca anlayamaz ve o ülkenin işaret dilini de öğrenmesi gerekir. Hatta aynı ülke içinde bile işaret dili bölgeden bölgeye farklılık gösterebilir (Dikyuva & Zeshan, 2008).

İşaret dili, eksiksiz ve tamamen işlevsel bir dil değildir. Sadece pandomim veya jestlerin bir birleşimidir ve kendine özgü bir dil bilgisi yoktur.

Bu da yanlıştır! İşaret dilleri, eksiksiz ve tam anlamıyla işlevsel dillerdir. Sözlü dilde ifade edilebilen her şey işaret diliyle de ifade edilebilir. Soyut düşüncelerden, geçmişte yaşanan olaylardan, bir şey yaptığınızda gerçekleşebilecek durumlardan bahsedebilir ve hatta hakkında konuşmak istediğiniz yeni şeyler için yeni kelimeler oluşturabilirsiniz.

Türk İşaret Dili’nde (TİD) her şey için bir işaret bulunmaması doğrudur; ancak bu durum hem sözlü hem de işaret dilleri için geçerlidir. Hiçbir dil, düşünülebilecek her şeyi ifade etmek için her bir kavrama karşılık gelen bir kelimeye sahip değildir. Önemli olan, bir dilin ihtiyaç duyulduğunda yeni kavramlar için yeni kelimeler üretebilmesi veya mevcut kelimelerden yeni kelimeler türetebilmesidir. İşaret dilleri de tıpkı sözlü diller gibi bunu yapabilir.

Ayrıca, Türkçedeki bazı ifadelerin Türk İşaret Dili’nde doğrudan karşılığı bulunmadığı gibi, bazı Türk İşaret Dili işaretlerinin de Türkçede doğrudan karşılık gelen bir kelimesi bulunmamaktadır. Her iki durumda da kelimenin anlamı bir cümle içerisinde ifade edilir veya insanlar genel kavramı karşılamak üzere yeni bir kelime oluştururlar.

Bunun dışında, işaret dillerinin belirli dil bilgisi kurallarına sahip olmadığı da doğru değildir. Tüm işaret dillerinin ayrıntılı ve karmaşık dil bilgisi kuralları vardır ve bu kursun amaçlarından biri de Türk İşaret Dili’nin dil bilgisi kurallarını öğrenmenizi sağlamaktır.

İşiten insanların kullandığı el hareketleri, baş hareketleri ve yüz ifadeleri de işaret dilinde kullanılmaktadır. Ancak bunlar işaret dilinde çok farklı bir şekilde kullanılır ve bir işaret dilinin yalnızca çok küçük bir bölümünü oluşturur. İşaret dili, pandomim ve jestlerin bir araya gelmesinden çok daha fazlasıdır.

Türk İşaret Dili’nin dil bilgisel yapısını açıklayan çok sayıda yayın bulunmaktadır. Unutmayın ki işaret dili dil bilgisi de başka bir dilin dil bilgisi öğrenildiği şekilde öğrenilmelidir (Dikyuva & Zeshan, 2008).

İşaret dili, sözlü dile bağlıdır. Sözlü dilin eller aracılığıyla gösterilmesidir.

Bu da yanlıştır! Her ülkedeki her işaret dilinin kendine özgü bir yapısı vardır. Bu yapı, aynı ülkede konuşulan sözlü dilin yapısından oldukça farklıdır. İşaret dili hiçbir şekilde sözlü dile bağlı değildir ve sözlü dilin eller aracılığıyla gösterilmesi değildir.

Bu kursta öğreneceğiniz Türk İşaret Dili yapılarının birçoğu Türkçenin yapısından farklıdır. Kurs boyunca bu farklılıkların neler olduğunu açıklayacağız. Bu farklılıklara özellikle dikkat ettiğinizde, Türkiye’deki sağır bireylerin Türkçe öğrenmekte neden zorlandıklarının bazı sebeplerini de anlayacaksınız. Bunun nedeni, iletişim kurmak için kullandıkları Türk İşaret Dili’nin yapısal olarak Türkçeden oldukça farklı olmasıdır (Dikyuva & Zeshan, 2008).

İşaret dili sadece ellerin dilidir.

Bu yanlıştır! Her işaret dilinde ellerin önemli olduğu doğrudur; ancak işaret dili kullanırken yalnızca eller değil, bundan çok daha önemli başka unsurlar da vardır. Yüzünüzü ve tüm vücudunuzu kullanarak da anlam ifade edersiniz ve bunlar işaret dilinin önemli unsurlarıdır.

Gözlerinizi, yüzünüzü, başınızı ve vücudunuzu doğru şekilde kullanmayı öğrenemezseniz, işaret dilini doğru bir şekilde kullanamaz ve kendinizi gerektiği gibi ifade edemezsiniz. Bu, yalnızca anlam açısından değil, dil bilgisi açısından da oldukça önemlidir.

Örneğin, olumsuz bir cümleyi işaretliyorsanız, çoğu zaman başınızı geriye doğru kaldırmanız gerekir. Bir soru cümlesi işaretliyorsanız, bazen başınızı sallamanız ve kaşlarınızı çatmanız gerekir. Yüz ifadeniz her zaman aynı kalırsa, cümleleriniz eksik olur (Dikyuva & Zeshan, 2008).

İşaret dili, sağır insanlara yardımcı olmak amacıyla başka insanlar tarafından icat edilmiştir.

Bu da yanlıştır! İşaret dilleri, sağır insanların bir araya geldiği her yerde doğal olarak gelişmiştir. Hiç kimse işaret dilini sağır insanlar için icat etmemiştir; aksine, sağır insanlar işaret dillerini kendileri oluşturmuşlardır.

Birçok ülkede sağır bireyler için okullar ve federasyonlar kurulduktan sonra, sağır insanlar düzenli olarak bir araya gelmeye başlamıştır. Bunun ardından, sağır insanların birbirleriyle iletişim kurması sonucunda işaret dilleri kendiliğinden gelişmeye başlamıştır.

İşaret dilinin erken dönem tarihine ilişkin çok fazla bilgiye sahip değiliz; çünkü işaret dili yazılı olarak kaydedilmemiş veya günümüzdeki anlamıyla kayıt altına alınmamıştır. Bu durum, yazı sistemi bulunmayan sözlü dillere benzemektedir.

Bazı işaret dillerinin yüzlerce hatta binlerce yıllık bir geçmişi vardır. Türkiye’de sağır ve işiten insanların yaklaşık 500 yıl önce, 1500’lü yıllarda Osmanlı saraylarında işaret dili kullandıkları bilinmektedir. Bu bilgiler, o dönemde Türkiye’ye seyahat eden kişiler tarafından yazılı olarak kaydedilmiştir.

Ancak işaret dilinin geçmişi bundan çok daha eski olabilir; yalnızca bu tarihin tamamını bilmiyoruz. Bildiğimiz şey ise şudur: İşaret dilini başkaları değil, sağır insanlar kendileri oluşturmuştur (Dikyuva & Zeshan, 2008).

bottom of page